ABD-İran mutabakatında neler var? Uzmanlar yorumluyor

ABD ile İran arasında cuma günü imzalanması planlanan anlaşma kapsamında, Washington Tahran'a yönelik petrol ihracatı kısıtlamalarını derhal kaldıracak.

17 Haz 2026 - 16:31 YAYINLANMA
ABD-İran mutabakatında neler var? Uzmanlar yorumluyor

ABD ile İran arasında cuma günü resmi olarak imzalanması planlanan anlaşmanın ardından, Washington yönetiminin Tahran'a petrol ve petrol ürünleri ihracatına derhal başlama izni vereceği belirtildi.

 

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesine konuşan ve anlaşmanın şartları hakkında bilgi sahibi olan kaynaklar, bu adımın Tahran'a gerilimi hızla çözmesi için sunulan bir finansal teşvik olduğunu kaydetti.

 

Tarafların pazar günü elektronik ortamda imzaladığı mutabakat zaptının metnine göre, kısıtlamaların kaldırılması bankacılık, sigorta ve taşımacılık dahil olmak üzere petrol ticaretiyle ilişkili tüm hizmetleri kapsayacak.

 

Washington Enstitüsü düşünce kuruluşundan İran uzmanı Farzin Nadimi, WSJ'ye yaptığı değerlendirmede, Trump yönetiminin Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasını güvence altına almak için petrol ihracatını engelleme kozundan vazgeçmek zorunda kalmış olabileceğini ifade etti.

 

Nadimi, "Beyaz Saray, bu tür tavizleri İran'ı ikna etmek için gerekli bir ön koşul olarak görüyor; aksi takdirde Tahran'ı müzakereleri sürdürmeye ikna etmek çok zor olurdu" dedi.

 

İRAN İÇİN 300 MİLYAR DOLARLIK KALKINMA FONU KURULACAK

 

Mutabakat zaptı, ABD'nin bölgesel ortaklarıyla birlikte ve İran ile istişare ederek, bu ülke için "en az 300 milyar dolar tutarında finansman sağlayacak kapsamlı bir yeniden yapılanma ve ekonomik kalkınma planı" hazırlamasını da öngörüyor.

 

Konuya vakıf bir kaynak Reuters'a yaptığı açıklamada, bu yapının devlet fonu veya hibe içermeyen, tazminat ya da yeniden inşa programı niteliği taşımayan bir özel yatırım fonu olacağını bildirdi.

 

Kaynağın aktardığına göre; ABD, Körfez ülkeleri, Asya, Güney Amerika ve Afrika'dan şirketler fona şimdiden 150 milyar dolardan fazla taahhütte bulundu.

 

Belgede, İran'ın bloke edilen varlıklarının serbest bırakılması konusunda ise belirsiz bir dil kullanıldı. ABD'nin bu fonların "serbest bırakılmasını ve tam erişimini" sağlama sözü verdiği, ancak net bir takvim ya da koşul belirtmediği kaydedildi.

 

İran'ın yurt dışında bloke edilen varlıklarının miktarına ilişkin veriler farklılık gösteriyor. 1979 yılındaki İslam Devrimi'nin hemen ardından ABD, İran'ın 12 milyar dolarını dondurmuştu.

 

Günümüzde ise Çin gibi İran petrolü alan veya Irak gibi İran'dan elektrik tedarik eden ülkelerin ABD yaptırımları nedeniyle ödeyemediği paralar da dahil edildiğinde, bu miktarın 24 milyar dolar ila 100 milyar dolar arasında olduğu tahmin ediliyor.

 

Bloomberg'e konuşan bir ABD'li yetkili, detayları tartışmaktan kaçınarak İran'ın bu anlaşmanın avantajlarından yalnızca taahhütlerini yerine getirmesi halinde yararlanabileceğini vurguladı.

 

Bu taahhütler arasında nükleer silah geliştirmekten vazgeçilmesi, halihazırda zenginleştirilmiş uranyumun etkisiz hale getirilmesi ve Hürmüz Boğazı'nda serbest seyrüsefer güvenliğinin sağlanması yer alıyor.

 

Bir başka kaynak ise teknik detaylar üzerindeki çalışmaların sürdüğünü, bu nedenle 18 Haziran'da İsviçre'de yapılacak resmi imza törenine kadar belgedeki ifadelerin değişebileceğini aktardı.

 

WASHİNGTON'DA TRUMP YÖNETİMİNE TEPKİLER ARTIYOR

 

Washington'da Trump'ı destekleyen çevreler bile yönetimi, yeterli karşılık almadan İran'a çok büyük finansal kazanımlar sağlamakla eleştiriyor.

 

ABD'nin eski BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, petrol ihracatına derhal izin verilmesine ilişkin, "Eğer bu doğruysa, İran kazanmış demektir. İlk günden itibaren hiçbir yaptırım gevşetilmemelidir" ifadelerini kullandı.

 

Washington merkezli Ortadoğu Enstitüsünden kıdemli uzman Brian Katulis, Financial Times'a (FT) yaptığı açıklamada, mutabakat metninin doldurulması gereken birçok boşluk nedeniyle "İsviçre peynirine benzediğini" söyledi.

 

Katulis, nükleer program dahil en zorlu konuların önümüzdeki 60 gün içinde ele alınacağını belirterek, "Bu mutabakat aslında mevcut durumu koruyor ve İran'a sadece Hürmüz Boğazı'nı yeniden açması karşılığında peşinen bir tür ödeme yapıyor" dedi.

 

İran'ın nükleer programı konusunda şu an bir uzlaşı olmadığını hatırlatan Katulis, Barack Obama döneminde 2015 yılında imzalanan ve Trump'ın sık sık eleştirdiği nükleer anlaşmanın "uygulama ve denetim mekanizmaları içeren, son derece ayrıntılı ve teknik bir anlaşma" olduğunu ekledi.

 

Katulis, mevcut mutabakatın ise "sanki WhatsApp mesajlarından derlenmiş gibi durduğunu" ifade etti.

 

Muhafazakar yayın organı National Review ise başyazısında konuya ilişkin şu değerlendirmeye yer verdi:

 

"Trump'ın ABD'yi, ilk döneminde, yani 2018 yılında son derece haklı bir şekilde feshettiği Obama'nın başarısız İran anlaşmasına geri döndürme ihtimali var. Başkan'ın onca sert açıklaması düşünüldüğünde, bu mutlak surette bir teslimiyet olacaktır."

Kaynak :
ntv.com.tr

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: